Eğirdir Gölü

Sagalassos Antik Kentini geride bırakıp Eğirdir Gölü’ne doğru yola çıktığımızda Ağlasun’un virajlarıyla vedalaşmadım. Sadece görüşmek üzere dedik birbirimize 🙂 Aslında her açıdan bu çok iyi bir yöntem, hüznü yok edip yeniye yer açıyor.

Eğirdir gölü muhteşem bir göl. Göl boyunca yürüdüğünüzde nefes aldığınızı, yaşadığınızı hissediyorsunuz.

Göl kıyısındaki yerel lokantaların kereviti ve sazan dolması meşhurmuş. Biz de tattık tabii. Başımız göğe erdi mi! Ermedi. Yani öyle muhteşem lezzetler beklemeyin diye söylüyorum.

Göl, ördekler için oraya kondurulmuş sanki! Sahibiyiz der gibi yüzüyorlar ve çok mutlular. İyi ki gölün sahibi onlar. İzlerken beni gülümsettikleri için, onlara teşekkür ettim. Eğer biri ya da bir şey; ona baktığımızda bizi gülümsetiyorsa, hiç olmazsa bir teşekkür borçluyuz değil mi?

Yazılı Kanyon Tabiat Parkı

Dağların arasından muhteşem manzaralar eşliğinde, doğa harikası bir milli park olan Yazılı Kanyona doğru yola çıktık.

Göksu Nehri’nin derin vadiler içinde aktığı parkta; kilometrelerce uzunluktaki yürüyüş parkurunda, yaşamınızın en güzel yürüyüşlerinden birini yapacağınıza emin olun.

Tabiat parkını tarihi ve dini açıdan önemli kılan bir diğer önemli nokta ise Hristiyanlığı Anadolu’da ilk yayanlardan biri olan Aziz Pavlus’un, Antalya’dan başlayan ve Yalvaç’ta sona eren, “St. Pavlus yolu” olarak bilinen yerin bir kısmını barındırması.

Yazılı Kanyon zengin bir bitki örtüsüne sahip: kızılçam, kızılağaç, çınar, ardıç, ceviz, pırnal meşesi, keçiboynuzu, defne, zeytin, sandal, sakız, mersin, alıç, karaçalı, laden, katırtırnağı, zakkum, yaban gülü, sarmaşık…

Ve birçok yabani hayvanın da yuvası: domuz, yaban keçisi, tilki, porsuk, su samuru, tavşan, sincap, kartal, kızıl akbaba, doğan, güvercin, üveyik, keklik…

600 hektarlık bir alanı kaplayan tabiat parkında yürürken karşılaştığımız kaya yazıtı, Yazılı Kanyona da adını vermiş.

Milattan önce 1. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen yazıtlarda, köle olarak dünyaya gelen Yunanlı filozof Epiktetos’un “Hür insan üzerine” adlı şiiri parçalar halinde yer alıyor. Bugün bir kısmı tahrip edilmiş yazıtlar, Antalya Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından çözülerek, karşılarına Türkçe ve İngilizce tercümeleri asılmış.

Epiktetos’a göre; fiziki yapı, görünüş veya doğarken kazanılan sosyal konum, insan iradesinin dışında geliştiği için bir üstünlük olarak kabul edilemez.

“Stoa felsefesinin önemli filozoflarından olan Epiktetos, milattan önce 1. yüzyılda, Hierapolis’te (Denizli, Pamukkale) bir köle olarak doğmuş ve gerçek adı bilinmemektedir. Epiktetos isminin anlamı ‘satın alınmış, edinilmiş’tir. İmparator Nero zamanında Roma’ya götürülen Epiktetos, kendisi de azat edilmiş bir köle olan Epaphridotos tarafından satın alınır ve azat edilir.”

Hür insan şiirinden bir kaç mısra:

“Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek:
Yalnızca benliğinde hür olan kişidir özgür insan
Kendi doğasındadır hürriyetinin ölçüsü
Ve kararında samimiyse,
Yüreğindeyse dürüstlük, işte bu asil yapar kişiyi
Ve bunlarla yücelir insan, hatalarla değil.”

Detaylı bilgi:

http://www.ispartakulturturizm.gov.tr/TR,103630/yazili-kanyon-tabiat-parki.html

http://www.arkeolojikhaber.com/haber-isparta-yazili-kanyonda-yazitlar-arasinda-yolculuk-2702/

http://www.dunyabulteni.net/haber/326885/krallarin-yolu-yazili-kanyon

Kremna Antik Kenti

Gezinin son antik kentine doğru yola çıkıyoruz. Kremna gezimiz, önce hafif başlayıp bitimine doğru sağanak haline geçen yağmurla biraz zorlaşsa da pek de aldırış etmiyoruz.

Kremna, Yunancada “uçurum” anlamına geliyor. Burayı gezdiğinizde bu anlamın hakkını verdiğini gözlemliyorsunuz. Yaklaşık 1100 metre yükseklikte konumlanmış olan Kremna’nın kuzey, güney ve doğusu çıkılmaz uçurumlarla çevrilmiş.

Burdur ilinin Bucak ilçesine bağlı Çamlık köyünde konumlanan Kremna, Aksu Vadisi’ne hâkim bir tepe üzerine Psidia’lılar tarafından kurulmuş önemli bir Psidia şehri. Ayakta kalan yapılar Roma dönemi’ne ait.

İmparator Augustus, bu stratejik konuma sahip kenti, MÖ 25 yılında Pisidia’daki beş koloni kentinden birisi haline getirmiş. Bu dönemden sonra kent oldukça zenginleşmiş ve görkemli kamu yapılarına kavuşmuş.

MS 3. yüzyılda Kremna bir haydut yuvası haline gelmiş, hatta bu dönemde Roma İmparatoru Probus (MS 276-282),  kenti, eşkiyalara karşı iki yıl sürecek bir kuşatma altına almış. 

Yapılan kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri Burdur Müzesi Kremna Salonu’nda sergilenmektedir.

Bu bölgeye yapılan gezilerde Burdur müzesine özel bir zaman ayrılması gerekiyor. Gezdiğimiz antik kentlerden çıkarılan eserlerin burada gözlenmesi, geziye ayrı bir güzellik katıyor.

Kremna’nın eski görkemine kavuşabilmesi için daha çok kazı yapılıp çalışılması gerektiğini sanıyorum. Biraz terk edilmiş de kurtarılmayı bekliyor gibi. Ancak, keçiler durumdan son derece memnunlar. Kalıntıların arasında salına salına gezinip otluyorlar.

İstanbul’a dönüş yoluna girdiğimizde, bitmeyen hiçbir şey yok diye düşündüm. Önemli olan, biten her ne ise damakta bıraktığı tattı…

Detaylı bilgi:

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/kremna

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/burdur/gezilecekyer/kremna

4 YORUMLAR

  1. Sayın Güzin Eyüboğlu,
    Doğanın eşsiz güzelliğine, tarihin gizeminden huzur veren anlatımınıza girmek güzel de ayrılmak, zor oluyor. Fotoğraflar; sözcüklerinizi kıskanırcasına eklemelerde bulunuyor, sanki. Tatlı tatlı gülümsetip, “Benden bu kadar.. Yazılara odaklan.”dercesine, bütünlüğü koruyor.
    Emeklerinize ve Ellerinize, SAĞLIK.
    ÇOK TEŞEKKÜRLER.
    SAYGI VE SEVGİLERİMLE,

    • Çok Sevgili Oya Özdemir,
      Resimler ve yazılarım arasındaki dengeyi kurmaya çalışma çabam, ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.❤ Muhteşemsiniz, çok teşekkürler. Sonsuz sevgiler…

  2. Sevgili Güzin Eyüboğlu Kardeşim, haylidir, bazı nedenlerden dolayı evimizin çevresi dışına çıkamamıştım; sayenizde olağanüstü seyahatlerinize eşlik ettim. Nice seyahatlere, sizler anlatmaya biz de eşlik etmeye dilerm.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here