Beyoğlu’nu yazmaya karar verdiğimde öncelikle Karaköy’ü bir semt olarak anlatacaktım. Beyoğlu haritalarını ve mahallelerini incelediğimde ise Beyoğlu ilçesini mahalle mahalle yazmaya karar verdim. Sokakları daha kolay bulup daha rahat gezmeniz için haritayı tıklayıp büyük olanı açabilirsiniz. Ruhunuza iyi gelecek güzel bir gezi olsun. 

Bölgeye vapurla geldiyseniz, vapurun yanaştığı yer Karaköy’e geldim dediğiniz ilk yer; yani Kemankeş Karamustafa Paşa Mahallesi.

İstanbul’a gelip de Karaköy’den geçmeyen kişi var mıdır acaba! Eskiden yoktu da şimdi bilemiyorum açıkçası. Kadıköy’den ya da Haydarpaşa’dan vapura binmek bir klasikti. Ya Karaköy’e geçilirdi ya da Eminönü’ne.

Her zaman dilimi için geçerli olacak bir güzel hissediş de, vapurun açık yan tarafına geçerek bacaklarımızı uzatmak. Dalgaların sesi her zaman iyi gelir. Eh bir de martılara simit atarsanız, onlar da sizinle beraber yolculuğa katılırlar ve adeta kanat çırpışlarını duyarsınız…

“Karaköy, İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı bir semti ve en önemli turizm ve ticaret merkezlerinden birisi. Tarih boyunca da öyle olmuş. 1. Boğaz köprüsü yapılmadan önce tüm İstanbulluların bir yakadan diğerine geçmek için en çok kullandıkları güzergah olmuş hep.” 

Karaköy vapur iskelesi! Kim bilir ne çok anıya tanıklık etti, ne kadar çok acı ve bir o kadar da aşk gördü. Bizler; hep bir vapur kaçırma telaşı içinde koşturup durduk yıllarca.

Vapur iskelesinin paramparça olduğu o korkunç lodostan beri ne çok yıl geçti…

“Karaköy, Bizans zamanından beri bir liman alanına sahipti. Haliç’in kuzey sahili yerleşim için ayrıydı. Yaklaşık Milattan Sonra 1000 civarında, Bizans İmparatoru Cenovalı tüccarlara bu bölgede yerleşme ve iş yapma iznini vermiş ve garantilemişti.” 

Bence geziye Galata Köprüsünden Karaköy’ü seyrederek başlayın.

Ziraat Bankası

1910-12 arasında Avusturya bankası olarak inşa edilmiş.  Üzerindeki heykelleri, kimin, ne zaman, ne amaçla yaptırdığı bilinmiyor. Avusturyalıların bankacılık serüveni hüsranla sonuçlanıyor ve yapı 1944 yılında Ziraat bankasına geçiyor.

Ziraat bankası tam köşede ve sanki onu keşfetmemizi bekliyor hissi verir bana hep.

Heykelleriyle de dertleştiğini hissederim. Sanırım onların acıklı öyküsünü bilelim ister. Dul Kadın ve Oğullarının, Kral Süleyman Mabedinin inşasının baş mimarı duvarcı Hiram Ustanın öldürülüşünün öyküsünü fısıldar bize.

“Heykeller için yazılan efsanelerden birine göre: Sağdaki heykel ” Duvarcı Hiram Usta”, soldaki heykel ise “Dul Kadın ve Oğulları”. Hiram usta, ayrıca dul kadının oğlu olarak da biliniyor. Hiram, Masonluk zanaatının önemli bir karakteri, Kral Süleyman Mabedinin inşasının baş mimarı. Kendisinden, Yüksek Masonların gizli şifrelerini elde etmek amacıyla girişimde bulunan ancak başarısız olan üç zorba tarafından öldürülür”

Seyahat Sağlığı Merkezi 

İskelenin karşısında Seyahat Sağlığı Merkezi var. Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nün Türkiye genelinde, yurt dışına çıkacaklara seyahat sağlığı hizmeti verdiği yetkili merkez burası.

Yeraltı Cami

Yeraltı Cami, Karaköy Vapur İskelesi yakınında, Kemankeş Caddesi üzerinde bulunuyor. Eğer henüz görmediyseniz ilk fırsatta mutlaka görün.

İçeri girdiğinizde mekan sizi sığınak ve mahzen olarak karşılıyor zaten. Cami olarak da güzel ve bakımlı hale getirilmiş.

Burası aslında kuşatma zamanlarında Bizanslılar tarafından gemilerin Haliç’e girişini engellemek için gerdikleri ünlü zincirin kuzey ucunun bağlandığı Kastellion’un bodrumu. Bu zincirin bazı parçaları günümüzde Deniz Müzesinde bulunuyor.

Mahzen-i Sultani olarak da anılan yapıya, Arap kuşatmalarında şehit düşen sahabelerin gömüldüğü bilinmektedir.

Esere Kurşunlu Mahzen denilmesinin sebebi ise, kapılarının kurşun dökülerek kapatılmış olmasından gelir. Yeraltı Cami, 1725 yılında Sadrazam Mustafa Bahir Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. Cami mekanı, kare kesitli elli dört payeyle bölünmüş, bunların üstleri çapraz tonozlarla örtülmüştür. 

https://www.istanbuldakicamiler.com/yeralti-camii-beyoglu

Kemankeş Karamustafa Paşa Cami

Biraz ilerlediğinizde solunuzda kat otoparkının karşısında Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camisini göreceksiniz.

Karşı kaldırıma geçip inceleyin. Öyle güzel ki! Duvarları, pencereleri, kapıları…

Kemankeş Mustafa Paşa tarafından 1642 yılında Saint Antonio Kilisesi arsası üzerine yaptırılmış.  Cami kapısındaki kitabede yazan 1766 tarihinin caminin onarım tarihi olduğu sanılıyor.

Caminin giriş kapısının iki yanında Hz Süleymanın mührü olan altı köşeli yıldız dikkat çekiyor. Bir çok kaynakta Yahudiliğin simgelerinden biri olduğunu yazar. Ancak bu sembol, Osmanlı eserlerinde de kullanılmıştır. Aslında bu evrensel bir semboldür ve ilk çağlardan beri kullanılmaktadır. Ön-Türk tarihinde, iç içe geçmiş iki üçgenden oluşan bu yıldız Yaradanı ve Yaratılanı ifade etmektedir.

Mumhane, Kemankeş caddeleri ve ara sokaklarında rastgele dolaşırsanız şemsiyelerle süslenmiş sokakları ve nefis kafeleri görüp bir çay molası verebilirsiniz.

Aziz Nikola Türk Ortodoks Kilisesi

Karaköy Ayios Nikolaos Kilisesi’nin tarihinin 16. Yüzyıla dayandığı ve mahallenin bu isimle anıldığı tarihi kayıtlarda bulunmaktadır. Kilise 1695 ve 1796 yıllarında iki ayrı yangın geçirmiştir. Yapıda bulunan kitabeye göre bugünkü yapı 1804 yılında yeniden inşa edilmiştir. Ayios Nikolaos isimli kiliseler denizcilere ithaf edilmiştir. (http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/karakoy-ayios-nikolaos-kilisesi/)

Meryem Ana Türk Ortodoks Kilisesi (İstanbul Baş Episkoposluğu Anadolu Ortodoks Kilisesi)

1475 yılında Kırım’dan göç eden Rumlar tarafından inşa edilmiş. Küçük ama harika detaylara sahip kilise en son 1992 yılında onarılmış. Günümüzde Bağımsız Türk Ortodoks Kilisesi olarak kullanılan bu tarihi ve dini mekanın  güzel bir yapısı var.

Türk Ortodoks Patrikhanesi, 1922’de Fener Rum Patrikhanesinin gücünü azaltmak için kurulmuş. Patrikhanenin toplam 3 kilisesi bulunmakta. Bunlar: Meryem Ana Türk Ortodoks Kilisesi, Aziz Aya Nikola Kilisesi ve Aziz Aya Yani Kilisesi. Bu üç kilise, Milli Mücadele yıllarında beri Türk Ortodoks Patrikhanesinin kontrolünde.

Çatı Kiliseleri

Aya Panteleymon, Aya İlia(Elia) ve Aya Andrea, 19. yy’da Ruslar tarafından inşa edilen  apartman kiliseleridir. Rus hacıların Yunanistan’daki Aynaroz Dağı’na ya da Kudüs’e giderken mola verdikleri dinlenme evlerinin üstüne şapel olarak yapılmışlar.
Çatılara bakıp şapelleri seyretmek gerçekten ilgi çekici.

Aya Panteleymon Rus Ortodoks Kilisesini gezebilmek için 6. kata çıkmam gerekti. Asansör olmadığını da atlamadan belirteyim. Dışardan zili çalıyorsunuz görevli açıyor, 6.kata çıktığınızda da tekrar zil var, izin verirlerse giriyorsunuz. İzin işi burada bitmiyor üzerinizde pantolon varsa uzun bir etek veriyorlar ve başörtüsü takmanız gerekiyor. Pantolon için ise erkek kıyafetidir olmaz diyorlar. Tek kare fotoğraf izni için de ısrarcı bir rica gerekiyor.

Fransız Geçidi

Kemankeş caddesi üzerinde. 1860’da inşa edilmiş ve Karaköy Limanı’na yanaşan Fransız gemilerinin mallarını Galata’daki Fransız ticaret merkezine taşımak için kullanıldığı sanılıyor.

Geçit kendine has yapısı ve kafeleriyle çok özel. Sahil boyunca devam eden inşaat burada da mini yenileme işlemleri olarak yansımasını bulmuş. Oturup bir kahve içeyim dedim ama çalan Fransızca parçalara matkap sesleri karışınca dayanamayıp kalktım. Kadıköy’de de en az beş yıldır kocaman bir şantiyenin içinde yaşadığımız aklıma geldi de  unutmak istediğim bir kelime var mı diye daha önce hiç düşünmediğimi fark ettim…

Tarihi Karaköy Polis Karakolu

 Kemankeş caddesi üzerinde. Eski adıyla Voyvoda Karakolu.
Abdülmecit zamanında yaptırılmış olan bina hâlâ karakol binası olarak kullanılıyor. Tanzimat Dönemi Osmanlı armalarının bu karakolda özenle korunduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmiş.

 

Kılıç Ali Paşa Cami

Mumhane caddesinin sonuna geldiğinizde karşınıza muhteşem Kılıç Ali Paşa Cami çıkar.

Kılıç Ali Paşa Külliyesi; camii, hamam, medrese, türbe ve çeşmeden oluşmaktadır. 1580 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilen muhteşem eserlerden biridir. Bu cami denizin doldurulması ile elde edilen zeminin üzerine yalı camisi olarak inşa edilmiştir.

Külliyenin ortaya çıkışının ilginç de bir öyküsü var: Cami inşa ettirmek üzere devrin sultanından arazi ve izin talebinde bulunan paşaya sultan cevaben “O, deryaların serdaru dur, varsın muktedirse camiini de derya üzre yapsun! Yoksa O’na karadan bir karış yer vermem!” der. Bunun üzerine Kılıç Ali Paşa “Hünkarımız doğru derler, bizim evimiz de, mekanımız da deryalardır; o halde mabedimizin de derya üzre inşası uygun olur!” der ve günümüze kadar gelen külliye Mimar Sinan’ın idaresinde deniz üzerinde ortaya çıkar.

Ve muhteşem Kılıç Ali Paşa Hamamı. Hamam işlevinin yanı sıra bekarlığa veda partileri ve kına geceleri de yapılıyor.

Sokaklarında rastgele yürüyün. Birinden diğerine geçin geri dönün sonra diğerine geçin. Aşağıdaki gibi bir duvara ya da bir başkasına rastlayabilirsiniz.

Biriktirdikleri paha biçilmez anıları hissetmek için sokakların her taşına sevgiyle bastım. Daha gezilecek çok sokak var. İyi ki var…

Bir sonraki mahallemiz: Arap Camii Mahallesi.

 

2 YORUMLAR

  1. Sayın Güzin Eyüboğlu,
    Güzergâhınız neresi olursa olsun, harika sözcüklerinizin her bir hecesini, muhteşem görsellerin her bir köşesini tek tek incelerken harmanlamak, sonrasında gözleri bir an kapatıp birlikte dolaşıyormuşcasına tekrarlamak, öylesine güzel ki…
    Ders çalışan bir öğrenci gibi tekrarlarken, hatırlayamadığımız için geriye dönüp okumak… “Niye dikkat etmedin de atladın?” diye, hesaplaşırken, gülümsemek…
    Kısaca, GEZDİRİYOR, BİLGİLENDİRİYOR, HÂFIZALARA NAKŞEDİYORSUNUZ.
    EMEKLERİNİZE VE ELLERİNİZE, SAĞLIK.
    TEŞEKKÜRLERİMİ SAYGI VE SEVGİLERİMLE SUNUYORUM.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here