Beyoğlu’nun en güzel, en hareketli ve tarih kokan mahallelerinden biri olan Bereketzade Mahallesini gezmek hem gözlerinize hem de ruhunuza iyi gelecek. Haritaya tıklayıp büyütün ve istediğiniz güzergâhı izleyin. 

Beyoğlu Bereketzade Mahallesi Haritası

Bereketzade Cami

İstanbul’un fethi sonrası bu bölgede yapılan ilk mescittir. Fatih Sultan Mehmet Galata’yı fethettiği zaman Galata Kulesi’nin ilk dizdarı (kale komutanı ve Müezzini) Hacı Ali Bereketzade tarafından 1453 yılında yaptırılmıştır. 1948’de yıktırılan mescit 2006 yılında aynı temeller üzerine yeniden inşa edilmiş.

Beyoğlu Müftülüğü’nün verdiği bilgilere göre; Galata kulesi’nden mescidin minaresine çıkan ve buradan da Karaköy eski limanına inen, ancak bir kişinin geçebileceği gizli bir geçit mevcuttur.

Bereketzade Çeşmesi

Hacı Ali Bereketzade tarafından tarafından yaptırılan, Bereketzade Mescidinin yanındaki avluda bulunan Bereketzade çeşmesi, 1948 yılında Galata kulesi’nin ön tarafındaki avluya taşınmış.

Galata Kulesi

Galata kulesi ilk olarak Bizans imparatoru justinianos tarafından M.S. 507-508 yılında inşa edilmiştir. Günümüzdeki kuleyi 1348-49 yılında Cenevizliler yeniden inşa etmiştir. 1831 yılındaki yangından sonra II.Mahmut kulenin üzerine iki kat daha çıkar ve külah biçiminde olan ünlü dam örtüsüyle kulenin tepesi kapatılır. Kulenin dibinden itibaren bir taraftan tepebaşı, diğer taraftan Tophane’ye uzanan Türk mezarlığı yok edilmiştir. Eski ahşap Türk evlerinin yerine, batı tarzlı apartmanlar yapılmıştır.

Detaylı Bilgi:https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/istanbul/gezilecekyer/galata-kules

Aşağıda kulenin dış duvarına asılmış olan soldaki kitabede 1453 yılında Cenevizlilerin Galata Kolonisi anahtarlarını Fatih Sultan Mehmet’e teslim ettiklerini yazmakta. Sağda ise kulenin muhteşem giriş kapısını görüyoruz.

Kuleye çıkmak için bilet alıp asansörü kullanıyorsunuz. 2 asansör var, 7 katı asansörle, 2 katı merdivenle çıkıyorsunuz. İniş merdivenle.

Kuleye haritada ki sokakları izleyerek çok farklı yollardan ulaşabilirsiniz. Karaköy’den gelirseniz yokuş yukarı biraz tırmanmak durumunda kalırsınız ama keyifli bir gezi olur. Tünel’i kullanırsanız yokuş aşağı bir gezi olur, yorulmazsınız. Ya da Taksim’den Tünel’e yürüyebilirsiniz. Hangi yoldan ulaşırsanız ulaşın; sokaklardan kuleyi seyrederken mutlaka etkileneceksiniz. Yolun ortasında durup kuleyi arkasına alarak fotoğraf çektiren insanlara esnaf da arabalar da alışkın.

Ziyaret saatleri 9-19 arası.  Giriş ücreti: Türkler 10 TL, öğrenciler 5 TL, turistler 25 TL.

Ve Efsaneler…

1- Hezarfen Ahmet Çelebi

Hezarfen Ahmet Çelebi, 17. yüzyılda yaşamış olan Müslüman bir Türk bilgini.

Leonardo Da Vinci’nin uçma konusundaki çalışmalarından ve 10. yüzyıl Müslüman – Türk âlimlerinden olan İsmail Cevherî’den ilham aldığı söylenmektedir.

IV. Murat zamanında kule tarihinde önemli bir olay yaşamış; Hezârfen Ahmed Çelebi, 1632 yılında lodoslu bir havada Galata Kulesi’nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakmış ve uçarak İstanbul Boğazı’nı geçip 3558 m. ötede Üsküdar’da Doğancılar’a inmiş.

Bu bilgilerin tek tarihi kaydı, ünlü Osmanlı seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme isimli eserinde geçiyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen Osmanlı tarihçilerinin birlikte hazırladıkları Osmanlı Külliyatı’nda; başka hiç bir tarihi kaynak tarafından doğrulanmadığı için de bu bilgilere bir efsane olarak bakılıyor.

2- İstanbul’u İstanbul yapan iki muhteşem yapı; Galata Kulesi, Kız Kulesi ve onların efsanevi aşkı…

Eski İstanbul fotoğraflarına baktığınızda içinde Galata kulesi ya da Kız Kulesi olmayan fotoğraf ne kadar az değil mi? Galata kulesinin içinden İstanbul’a bakmaktan çok dışarıdan galata kulesine bakmayı daha çok sevdik hep. Ve aynı şekilde Kız kulesine.

Galata kulesi ve Kız kulesinin aşkı; bir çok kaynakta farklı ve epeyce uzun cümlelerle anlatılmış. Ben kendi cümlelerimle biraz kısaltarak anlatmayı tercih ettim.

Kız kulesi! Tüm aşıkların ziyaret ettiği, öyküleri dillere destan, herkesi büyüleyen ama koskoca boğazın ortasında onca aşka şahit olup kendisi yapayalnız olan bir güzel kız. Bu yalnızlık onu öylesine mutsuz etmiş ki ne denizin dalga seslerine eşlik edebilmiş ne de martıların şarkı söyleyen çığlıklarına… Ama bir gün İstanbul’un siluetinde yükselen muhteşem Galata kulesini görmüş. Yüzyıllardır beklediği sevgili ne kadar da yakışıklıymış! Galata kulesi de ilk gördüğü gün aşık olmuş denizin ortasında duran bu güzel kıza.

Lâkin arada bu koca deniz varken nasıl dile getirecekler aşklarını? Çaresizlik içinde her ikisi de acaba beni seviyor mu diye düşünüp durmuş. Galata kulesi hislerini mektuplara, şiirlere dökmüş ama nasıl ulaştıracaktır bunları sevdiğine.

Galata kulesi kara kara düşünürken, Hezarfen Ahmet Çelebi kuleye çıkmış ve Üsküdar’a uçacağını söylemiş. Galata kulesi, Kız kulesine yazdığı mektupları, şiirleri ona ulaştırmasını Hezarfen Ahmet Çelebi’den rica etmiş. Hezarfen Ahmet bu istediği kabul etmiş. Almış mektupları koynuna ve bırakmış kendini koca kuleden boğaza doğru. Ama çılgın esen rüzgar ile bir o yana bir bu yana savrulurken denize düşürmüş mektupları. Kız kulesi merakla izlerken, savrulan mektupları Galata Kulesinin yolladığını hissetmiş, çok mutlu olmuş. Galata Kulesi mektuplarının sevdiğine ulaşamayacağını sanıp çok üzülmüş. Ama görmüş ki dalgalar yardım ediyor aşkına ve mektuplarının her satırı Kız kulesinin kalbine dokunuyor…

Aşk her şeyi güzelleştirir. Bu iki kulenin sahip olduğu muhteşem enerji yıllardır insanları büyülüyor ve büyülemeye de devam edecek. Bu büyüyü “İstanbul Destanı” isimli şiirinde ne güzel anlatmış büyük şair Bedri Rahmi Eyüboğlu.

İstanbul Destanı

Bedri Rahmi Eyüboğlu

İstanbul deyince aklıma martı gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş
………

İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kız kulesinin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur
……….

Şahsuvar Cami

Fatih devri denizcilerinden Şahsuvar Mehmet Bey tarafından inşa ettirilmiş. Yüzyıllar geçtikçe harap olmuş her seferinde yeniden yaptırılmış. Kapsamlı onarım 2014 yılında başlamış ve 2016 yılında tamamlanmıştır.

Neve Şalom Sinagogu

Barış vahası anlamına gelen anlamlı bir isim taşıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden yeni mezun Elyo Ventura ve Bernar Motola adlı iki Yahudi genç böylesi anlamlı bir yapının ancak hissedilerek oluşturulabileceğini ve bu nedenle kendilerine bir fırsat verilmesi gerektiğini savundular. Altı aylık bir çalışmadan sonra, Elyo ve Bernar’ın projeleri cemaat tarafından kabul edildi. 
Elyo ve Bernar’ın en önemli sorunu hem görkemli hem de çok ağır bir avizeyi taşıyabilecek bir kubbe inşa etmekti. Proje kapsamındaki kubbenin hesabı ünlü mimar Bodin’e yaptırıldı ve meşhur Garbis Usta’ya döktürüldü. Vitraylar Güzel Sanatlar Akademisi’nde çizildi; camlar da İngiltere’den ithal edildi. 
Neve Şalom Sinagogu, 25 Mart 1951 (17 Adar 5711) Pazar sabahı saat 10.30’da, cemaatin dini lideri Rav Rafael Saban’ın önderliğinde, Hazan İzak Maçoro’nun okuduğu Baruh Aba duasıyla başlayan görkemli bir törenle açıldı. 

Neve Şalom’da 1986 ve 2003 yıllarında yaşanan terör saldırılarında hayatlarını kaybeden dindaşlarımızı ve vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz. 

Detaylı Bilgi: www.nevesalom.org

500.Yıl Türk Musevileri Müzesi

Karaköy Perçemli Sokak’ta 2001 yılından beri hizmet vermekte olan 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nin adresiyle birlikte tüm sergi içeriği de yenilendi. Aralık 2015 tarihinden itibaren Neve Şalom Sinagogu kompleksinde yer alan müze, yeni yüzüyle ziyaretçilerini ağırlıyor.

Beyoğlu Haritalarında adresin Karaköy Perçemli Sokak olarak görünmesi gerçekten üzücü.

Üç bölümden oluşan müzede Türkiye Yahudilerinin tarihi ve kültürel mirası, ülkenin sosyal ve devlet yaşamına olan katkıları kronolojik bilgiler eşliğinde sergileniyor.

Vatan savunmasında Yahudi vatandaşlarımız. İstiklal madalyası sahibi çavuş İshak Levi ve şehitlerimiz.

Yükselen ateş.

İçinde tevrat rulolarının saklandığı bölüm (Sinegogun en kutsal ve odak noktası olan alan).

Kadın ve Erkek Kıyafetleri

Berit Mila (Sünnet)

Berit İskemlesi
Gelin ve Damat

Bu müzede teknoloji en üst düzeyde kullanılarak bilgiler çok güzel özetlenerek verilmiş. Müzeyi gezmenizi öneririm. İncelediğinizde her şeyin ne kadar evrensel ve bir olduğunu görüyorsunuz. Çeyiz, sünnet, düğün…

Detaylı Bilgi:http://www.muze500.com/index.php?lang=tr

Asırlardır bir olmayı değil de ayrı olmayı öğreten güçlere inat, umarım Dünya bir olmayı başarır. Başaramazsa çok yazık olacak; her şey için…

Ve sokaklar…

Her nerede iseniz sokaklarında kaybolun…

Böyle güzel çizimlere rastlamak gülümsetir sizi. Ben biraz küfürlü kısımları sildim, bağışlayın.

Yıkılmak üzere olan böyle binalarda olmalı değil mi? Yoksa bu güzelim kediler nereyi mesken tutacaklar, nerede barınacaklar!

İtalyan Sinagogu – Kal De Los Frankos

Galata Musevi Cemaati yöneticileriyle yabancı uyruklu mensupları arasında, düğün ve cenaze gibi hizmetlere ait harçların tahakkuku konusunda çıkan ciddi anlaşmazlıklar sonrasında çoğu İtalyan uyruklu bazı üyeler ayrılarak yeni bir cemaat kurdular. 1862 yılında, İtalya Kralı’nın himayesinde kurulan ”İstanbul İspanyol-Portekiz ritinde Yabancılar Yahudi Cemaati”, o zamanki adıyla Comunita Israelitico-Straniera di Constantinopoli ilk olarak Karaköy’de bir yer edinerek sinagog olarak kullanmaya başlamıştır. Cemaat Yönetim Kurulunda, yeni bir sinagogun inşası için karar çıkması üzerine Şair Ziyapaşa Yokuşun’da sinagogun halen bulunduğu arsa satın alınmıştır.

Detaylı Bilgi:http://www.turkyahudileri.com/index.php/tr/tarih/sinagoglar/58-italyan-sinagogu-kal-de-los-frankos

Sen Piyer Kilisesi

1841 yılında Dominikan Cemati tarafından inşa edilmiştir.13.yüzyıldan beri İstanbul’da yaşayan cemaatin ilk kilisesi bugünkü Perşembe Pazarında idi. Bu bina daha sonra Arap Camii ismiyle camiye çevrilmiştir. Bunun üzerine bu bölgede yeni bir kilise yapımına izin verilmiştir.

Bina, Rus Elçiliği binası’nı da inşa eden, Ayasofya’nın restoratörleri olan Fossati kardeşlerden Gaspare Fossati’nin eseridir.

Kamondo Merdivenleri

Bankalar Caddesinde ünlü Kamondo Merdivenleri gezip görülmesi gereken önemli yerlerden biri. Aynı zamanda Arap Cami Mahallesinden Bereketzade Mahallesine de bir geçiş noktası. Gezinizin başlangıç noktası da olabilir bitiş noktası da.

Merdivenler, Avusturya Lisesi’nde okuyan torunlarının yokuşu rahat çıkmaları için, Sefarad Yahudilerinden bankacılıkla uğraşan Kamondo Ailesi’ne mensup olan, Abraham Salomon Kamondo tarafından inşa ettirilmiş.

Merdivenlerin zikzaklı yapısı Barok döneminin bir özelliğidir.

Sizde o dönemi hayal ederek merdivenlerden çıkın. Zamanda yolculuk iyi gelecektir.

Bir mahalle gezisinin daha sonuna geldik. Haritayı baz alarak önemli yerleri vurgulamaya çalıştım. Farklı keşiflerinizi paylaşmanız beni mutlu eder.

Bir sonraki mahallemiz: Şahkulu Mahallesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here