Bu gezimde meşhur Han’ları gezmeyi planladım ve evet sonunda bende o çatıya çıktım! O doyumsuz manzarayı, Martıların salınışını, farklı bir yöne baktığınızda ise, sefaleti göreceğiniz; BÜYÜK VALİDE HAN!

Poz vermeyi çok seviyor bu Martı! Öyle bildiğiniz gibi değil, gerçek bir model! Siz çektikçe her yöne dönüyor…

“17. yüzyılda Kösem Sultan tarafından yaptırılan, Mahmutpaşa Çakmakçılar Yokuşunda bulunan İstanbul’un en büyük hanlarından biri. Geçmişte kervanların konakladığı Valide Han’da bugün pek çok dükkân yer almakta. Bir dönem İranlı tüccarlara ev sahipliği yapmış olup, içerisinde Valide Han İranlılar Mescidini bulundurmakta. Büyük Valide Han bir şehir hanı. İki katında mevcut odaları ve avluları ile kimi zaman mesken, iş yerleri, atölyeler ve ahırlar olarak kullanılmış. Büyük Valide Han 1951 yılından itibaren koruma kurullarının gözetimine alınmış ve 10 Nisan 1982’de tarihi miras olarak kabul edilmiş. Tüm karşı çabalara rağmen, özellikle yirminci yüzyıl boyunca artan gereksinimlerle, iç ve dış mekanları bölünmüş, eklemelere tabi tutulmuş ve değişime uğramış. Bugüne kadar bir restorasyon görmemiş. Kullanıcıların sayısı her gün gittikçe azalmakla beraber, tekstil ve metal olarak iki temel iş kolunca halen kullanılmakta. Han’a  Acemlerin yerleşmesinden dolayı Sair (Yabancı) Han adı da verilmiş. İsim bugüne dek bozularak gelmiş ve Sağır Han olmuş.”

Çatıya çıkmak için aşağıdaki kapıyı açtırmanız gerekiyor. Eğer görevli ortalarda yoksa bekleyin gelecektir. Siz beklerken görevliye kapı açma parası olarak 1 TL vermeniz gerektiğini de esnaf size nazik bir şekilde hatırlatıyor 🙂

Çatıya çıktığınızda manzaraya ulaşmak için, aşağıda resimde gösterilen yolu fazla kenarlara gitmeden dikkatlice yürümeniz gerekiyor. Ben çıktığımda 2 turist ve 2 yerli fotoğrafçı vardı. Turistlerden biri binanın tehlikeli bir bölümünde cambazlık yapıyordu. Adrenalin tamam da bu kadar riske değer mi bilmiyorum.

Evet çatıda döneceğiniz yöne göre manzara değişiyor. Muhteşem manzaranın yanında sefaleti, bakımsızlığı, özensizliği, değer bilmemeyi, korumamayı, umursamamayı gördüğünüzde yüreğiniz sızlıyor.

 

 

Alt kata inip koridor boyunca yürüdüğünüzde, tavanda kocaman bir delik açıldığını,  üzerinde otlar bitip binanın nasıl harabe bir hale geldiğini görüp üzülüyorsunuz. Ah nasıl da kıymetli turistik yerler buraları!

 

Koridorlardan geçerken inanın bana başka bir zaman diliminde olduğunuzu düşünebilirsiniz.

Han’ın diğer çıkışından; yetkililerin bütün bu güzellikleri koruma altına almasını dileyerek hüzünlü bir veda ile çıktım.

Kapalıçarşı’ya Mahmutpaşa kapısından girerek, tacirler sokaktaki Altın Şiş Dürüm’ün önüne geldiğimde saat 3 olmuştu ve midemin verdiği sinyalleri daha fazla durduramadım.

Sokağa girdiğinizde küçücük dükkanın önüne koyduğu tek masayı ve üzerindeki turşu, turp ve maydanoz büfesini fark etmemeniz imkansız. Ufacık yerde inanılmaz bir fark yaratmış Levent Bey!

 

Levent Bey, dikkatli, özenli, işini seven ve saygı duyan biri. “Öğlen saatleri çok kalabalık oluyor hiç nefes alamadım şimdi oturmuştum” dedi. Bende “Bu çok iyi bir şey!” dedim. Gülümsedi ve “Çok şükür” dedi. Her gelen müşteriye turşu, turp ve maydanoz büfesini nasıl kullanacaklarını anlatıyor; “Maşayla tabağınıza alabilirsiniz, çatalımız burada” diyor. Tabak dediği, eğer dürüm yiyorsanız temiz beyaz bir kağıt seriyor size ve üzerine turşu ve turpunuzu koyuyorsunuz.

 

Turşu dediysem öyle sıradan bir turşu olduğunu düşünmeyin sakın! İnce ince dilimlenmiş, özel otlarla hazırlanmış çok özel bir salatalık turşusu. Hayatımda yediğim en güzel salatalık turşusu. Bu turşuyu asla satmıyor sadece orada yiyebilirsiniz. Nasıl yapıldığı konusunda ser veriyor sır vermiyor

Biz levent Beyle sohbet ederken yaşlıca kendi halinde bir bey geldi, oturdu ve ayran istedi. Turba doğru bir hamle yapıyordu ki Levent Bey yıldırım hızıyla yetişti maşayla turpları önüne koydu ve ellemiyoruz çatalla alıyoruz dedi. Bu manzarayı görünce neden bu kadar titizlendiğini anladım.

Kapalıçarşı’nın içindeki her lokantada içiniz rahat yemek yiyebilirsiniz dedi Levent Bey. Çünkü kalitesiz bir sunumu çarşı esnafı affetmez ve o lokantanın işi biter.

Güzel sohbetiniz ve harika dürüm ve turşunuz için çok teşekkür ederim Levent Bey, ellerinize sağlık. Tekrar görüşmek umuduyla…

Büyük Yeni Han’a doğru güzergahımı belirledim ancak aşağıdaki vitrin ve içindeki nar çok dikkatimi çekti. Nardan yapılmış çok fazla süs eşyası görmüştüm ama, bu gerçekten çok farklıydı!

 

BÜYÜK YENİ HAN

Mahmutpaşa çıkışından aşağı doğru ilerledim ve yeniden çakmakçılar yokuşuna geçtim. Binanın dışarıdan görüntüsünün görkemi kapıyı görünce hayal kırıklığına neden oldu açıkçası. Virane bir giriş, berbat bir “Büyük Yeni Han”  yazısı… Tüm bu Han’ların neden böyle çürümeye bırakıldıklarını anlamam mümkün değil. Bunlar hazine! Turistler ellerinde kitapçıklar bunları görmeye geliyorlar…

“1764’de III. Mustafa tarafından yaptırılan Büyük Yeni Han, Çakmakçılar Yokuşunda yer alıyor. Mimar Mehmet Tahir Ağa’ya yaptırılan hanın planı düzgün olmayan bir dikdörtgen şeklinde. Üç katlı binanın her katının ayrı bir girişi var. Burası ilk olarak sarayın harem dairesine bağlı olarak konuk ağırlamak için inşa edilmiş. Devrin bankerlerinin işlerini görmek için kullanılan yapı, bir dönem de işgal kuvvetlerinin merkezi olmuş. 220 odalı hanın alt katında bugün tekstil ürünlerinin satıldığı dükkanlar, üst katlardaysa gümüşçüler var. Han bir çok dizi ve filme de ev sahipliği yapmış.”

Esnaf; gelip fotoğraf çeken, Han’ı ilgiyle izleyen turistlere alışmış ama yinede size soran gözlerle bakmayı ihmal etmiyor. Aslında onlara bir şeyler sorasınız da istiyor. Eğer onlara bir şeyler sorarsanız hemen yüzleri değişiyor, o meraklı halleri gidiyor size bir şeyler anlatmaktan mutlu oluyorlar. Sevginin oluştuğu güzel bir iletişim ve bunu yaşamak gerektiğini düşünüyorum. Size meraklı gözlerle bakan birine “Merhaba” deyip gülümseyin, bir şeyler sorun ve yüzünün nasıl değiştiğini gözlemleyin.

Aman ha adres sorarken dikkatli olun; bilmiyorum demeyi sevmiyoruz pek, sorulan yer mutlaka tarif edildiği için kendinizi başka bir yerde bulmanız içten bile değil.

Gezme ve görme aşkınız hiç eksilmesin…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here