Biz Anadoluyuz. Bu toprakların her parçasına hücrelerimiz dağılmış. Okun bir ucu kalbimize diğer ucu Anadolu’nun tam merkezine saplanmış. Her an bizi daha fazla keşfe zorlayan büyü; dağılan hücrelerimizin her parçasıyla tek tek buluştuğumuzu hissettiriyor. Bu duyguyu her an yaşayacağımız güzellikler de hep karşımıza çıkacak. Bu büyüyü hissedip yola çıkan tüm dostlara selam olsun…

Hatay/Samandağ

Asi Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü noktada oluşmuş deltada kurulu olan Samandağ, Hatay’ın en güzel ilçelerinden biri. Samandağ’ı tepeden mutlaka seyredin. İnanın seyre doyamayacaksınız.

“Antakya’ya 25 km. uzaklıkta Akdeniz kıyısındadır. İlçe merkezinde tarihi yapı yoktur. Deniz kenarında bulunan Hızır (A.Ş) Ziyareti yörede Samandağ’ın sembolü haline gelmiştir. Samandağ, M.Ö. 310´da Selefkiler´in kurucu kralı Seleucos I. Nikador´unPieriaSeleucia adıyla kurduğu bir liman kentidir.

Süveydiye (Samandağ), 1. Dünya Savaşı´ndan sonra da Fransızlarca işgal edilmiştir. 1938-39 yılları arasında, bağımsız Hatay Devleti´ne bağlandıktan sonra 1939´da Türkiye Cumhuriyeti yönetimine girmiştir. Daha önce Antakya´ya bağlı bir bucak olan Samandağ, 1948´de ilçe olmuştur. Aynı tarihte Süveydiye adı, ilçe merkezi yakınındaki dağdan esinlenerek Samandağ olarak değiştirilmiştir.”

Vakıflı Köyü

Tertemiz havası olan muhteşem manzaralı güzel bir köy. Kahvesinde oturup çayınızı yudumlayabilir, satış mağazalarında likörlerini tadabilirsiniz. Ayrıca çeşitli reçeller, nar ekşisi, zeytin, zeytinyağı gibi çok farklı ürünleri de satın alabilirsiniz.

Hatay’ın Samandağ ilçesine 4 km uzaklıkta ve halen “Türkiye’nin Tek Ermeni Köyü” olma özelliğini taşıyor. Köyün diğer özelliği ise burada organik tarım yapılıyor olması. Organik tarımla yetiştirdikleri portakal ve diğer narenciye ürünleri ile ciddi bir ihracat geliri de elde etmişler. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından Toplumsal ve Sportif Fair Play Ödülü ile mükâfatlandırılmışlar.

Köy kilisesi Surp Asdvadzadzin’in (Aziz Meryem Ana) 1997 yılında geniş kapsamlı restorasyonla bugünkü halini almış. Her yıl kutladıkları Kutsal Doğum (Noel / Surp Dzununt), Kutsal Diriliş(Paskalya / Surp Zadig) ve Meryem Ana’nın Göğe Yükseliş Yortusu (Surp Asdvadzadzin) dini törenleriyle geleneklerini devam ettiriyorlar.

 

Detaylı bilgi için:

http://www.vakiflikoy.com/

https://www.ciftcideneve.com/store/vakifli-koyu-kooperatifi

Musa Dağı ve Musa Ağacı

Musa ağacı Samandağ’a 6 km. mesafedeki Hıdırbey Köyü’nde. Hatay’daki önemli ziyaret noktalarından. Geleneksel Hatay efsanelerinden önemli birine hikaye sahipliği yapan Musa Ağacı’nın hikayesi şöyle: Hz Hızır ile Hz. Musa’nın Samandağ buluşmasından sonra Hz. Musa, Musa Dağı’na çıkmak üzere yola koyulur. Bu bölgeye geldiğinde su içmek için bastonunu yere sapladıktan sonra, dereye su içmeye gider. Su içip geldiğinde, diktiği bastonunun bir çınar filizi haline geldiğini ve aniden yeşerdiğini görür.

 

 

Hz. Musa’nın asasının Ab-ı Hayat (ölümsüzlük suyu) sayesinde filizlenip kök salmasıyla meydana geldiğine dair efsaneler de anlatılmaktadır.

 

 

Ne yazık ki DSİ’nin dere ıslah çalışmaları sırasında ciddi bir bölümü dolgu toprak altında kalan bu tarihi ve dev ağaç, şu an Kültür Varlıklarını koruma kurulu tarafından anıt ağaç olarak korunmaktadır.

 

Burada kahvaltı yapmanın güzel ve keyifli olduğunu söyleyebilirim. Kahvaltılıklar güzel. Dere kenarı olduğu için çok az sayıda sinek bulunmakta ama elinizle ötelerseniz gidiyorlar 🙂

Vaktiniz yoksa da dinlenip bir çay için. Güzel enerjisini size hissettireceğinden eminim.

 

 

Titus Vespasianus Tüneli

 

 

Defne ağaçlarının eşliğinde tünele doğru ilerlemeye başladığınızda, farklı bir boyuta geçtiğinizi de anında anlıyorsunuz. Yol boyu her bir defne ağacı ayrı ayrı konuşuyor sizinle. Siz yeter ki sessizce yürüyüp onları dinleyin.

 

Tünele geldiğinizde, o muhteşem mühendislik harikasını doyasıya izleyin, bırakın zaman orada biraz dursun…

Taşlara oturun, başınızı yukarı kaldırın ve seyredin… Musa Dağından gelen ve kenti tehdit eden sele karşı kayaların içine tarihin ilk kaya tünelinin nasıl oyulduğunu hayal edin…

“Titus Tüneli veya Vespasianus Tüneli, Hatay iline bağlı Samandağ ilçesi sınırları içerisinde, dağlık ve denize hâkim yamaçlarda, Titus Flavius Vespasianus tarafından yaptırılmış, yapımı yüzyılı aşkın bir zaman sürdüğü düşünülmektedir.

Tünelin kapalı bölümü 130 metre uzunluğunda olup, açık alanıyla birlikte toplam 1380 metre uzunluğundadır. Genel olarak açık ve kapalı alanlarda tünelin yüksekliği 7 metre ve genişliği ise 6 metredir. 2014 yılında tünel UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenmiştir.

Kaya Mezarları ve Beşikli Mağara

“Titus tünelinin yakınındadır. Yolu tünelin girişinden ayrılır. Geniş alana yayılan mezarlık; “Pieria’daki Seleukeia” antik kentinin en önemli kalıntılarından birisidir. Beşikli Mağara tamamen kayaya oyulmuş bir mezar kompleksidir. Mezarlarda Romalılara ait 12 adet kral mezarı bulunmuştur. Kral ailesine ait mezarların yanı sıra halka ait olanlarda vardır.”

 

Şimdi bu kral mezarlarının içine girip poz verince inanın çok farklı duygular içine giriliyor. Her şeyden önce enerjisi düşük bir yer. Ancak kendinizi kötü de hissetmiyorsunuz açıkçası. Acaba diyorum farklı bir boyutta aynı yerde yaşama ihtimalleri nedir?  🙂

 

Harbiye (Daphne) 

“Hatay’ın çağlayanlar bölgesi olan Harbiye, 8 km’lik bir yolla Antakya’ya bağlanır. Şelaleleri ve temiz havası ile ünlü olup, yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği bir mesire yeridir. Platonun güneyinden fışkıran kaynaklar, şelaleler meydana getirdikten sonra Asi nehrine karışırlar. Bu şelalelerin Antik çağdaki isimleri Kastalia, Pallas ve Saramanna’dır.”

“DAPHNE (Harbiye) EFSANESİ: Zeus’un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Defne’dir. Apollon’un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Işık Tanrısı’nın içinden geçenleri anlamıştır. Kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı bir taraftan “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Defne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon’a gelince, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon’un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır: -“Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.” Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Olgun göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar, bir defne ağacı oluverir. Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne’nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir: -“Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yanyana geçecek. Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğerek Apollon’u saygı ile selamlar. İşte bu öykünün geçtiği yer bugünkü Harbiye’dir. Apallon teessür ve heyecan içinde o ağacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başına bir taç yaptı. İşte o zamandan beri şiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne’nin gözyaşları bugün hala Harbiye’de şelaleler meydana getiriyor. Kaynak: KALAYCIOĞLU,M. (2011) Hatay Halk Bilimi. Hatay.Antakya Belediyesi Kültür Yayını”

Efsaneler büyüleyicidir. Defne efsanesi de öyle… İnsanı o zaman dilimine alır götürür. Keşke kıymet bilip efsanelere yaraşır değerde koruyabilsek mekanlarını da.

Harbiyeyi; 3.sınıf kafelerle donatılmış, çok kötü bir tuvaletinin olduğu ve güzelin çirkin yapılmak için çok uğraşıldığı ama başarılamadığı bir yer olarak özetleyebilirim.

Hızır Aleyhisselam ile Musa Peygamberin buluşması

Hatay ilinde yer alan çok sayıda Hızır türbesi içinden en ünlüsü Samandağı’nda yer alan türbedir. Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın buluştuğu yer olarak kabul edilen kayanın üzerine kuruludur.

 

 

                   

Hz. Hızır, Hz. Mûsâ döneminde yaşamış ve peygamber olması kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir şahsiyet.

Detaylı bilgi için:

http://hatayfx.mekan360.com/haberler_2187,-hatay-haberleri-hz-hizir-ile-hz-musanin-bulustugu-yer.html

Başka bir gezide buluşmak dileği ile, gezme ve görme aşkınız hiç eksilmesin…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here